arkamarka.com reklam ve pazarlamayla ilgilenenlerin buluşma noktası. Üye olun arkamarka'yı keşfedin!
Üye olmadan etkilet ve forum yazılarını okuyabilirsiniz. Ama siz de etkiletmek, forumda tartışmak, test çözmek, yarışma ve oyunlara katılmak, kısacası networking deneyimi yaşamak istiyorsanız üye olmalısınız.

reklamcının artık reklamcı olmak istememesi
Durun biraz.!!!!...
Artık ben çalışmıyorum, istemiyorum, isyandayım!!!!!!
Yada Ya içindesindir çemberin yada dışında kalacaksın... Tek gerçek haklısın...
olduğu kadar fakat biraz sıkıntı da çekiyorum.
şu para denen şey olmasa hayat nasıl olurdu, nasıl yaşardık bilmem.
paraya bağlı yaşam şekil veriyor bize...
biraz üzücü
Amelie, Tyler Durden, Christopher Mccandless karakterlerine fazla kaptırmaktan geliyor bu hissiyatlar. hele ki insan balık burcu olmaya görsün. dünyanın aslında çoooook adil ve ütopik bir yer olduğu sanrısı o kadar güzel işliyor ki zihne sorma. "ulan benim sanatımın değerini senin gibi göbekli öküz mü belirleyecek" deyip, aynen o hollywood filmlerinde olduğu gibi, eşyalarını bir karton kutuya doldurup gitmek istiyorsun. kimi zaman gidiyorsun, kimi zaman kalıyorsun. olay bu değil.
olay hayatın ne olduğunu kavramaktan, kendi kalite ve arzuların ölçüsünde onu kabullenmekten ya da reddetmekten ibaret. ya çoğunluğun yaptığı gibi; kapitalizmin sefil müritlerinden olup, emeğinin reel karşılığını asla alamayacağının ön kabülü ile, kendi kalite standartlarını mininimum da olsa almak karşılığı, kendini sisteme satıyorsun. ("posta" kavramı yok. "sabaha kadar mokoko" mantığına sahip sistem. hatta bazen içine şahin k kaçıyo ve "istiyon mu aaaaa koduuuuum bile diyo.) ya da namı değer Bay Süperseyyah gibi; "fikerim böyle aşkın ızdırabını" deyip, bütün sisteme orta parmağını gösterip, kendini toplum yaşantısının dışına atıyorsun. hayvanlarla eğleniyor, aşkını eline aldığın bir elmaya "lan elma, sen yediğim en güzel elmasın bilio musun lan" diye dile getiriyorsun.
ben ilkini seçtim. ne kadar nefret etsem de, hala daha insanlara, doğadan ve hayvanlardan daha çok ihtiyacım var. müzik, kadın vücudu, coca cola, patates kızartması, ice tea, winning eleven... bunlar hala daha ağır basıyor özgürlüğüme... şimdi özgür olcam deyü, bütün her şeyini çöpe at, kalk git allahın dağına, bi otobüs bul terkedilmiş, onu mekan yap falan zor iş.
yani dediğim gibi. hayat onu kabullenmekten ibaret. sıkıntı ve problemlerden ibaret bir yer olduğunu kabul edersen, küçük de olsa elde ettiğin her mutluluk sana müthiş bir zafer hissiyatı veriyor...
p.s.: çok iyi bi patronum var. her yüz kişiden yüzünün sahip olmak isteyeceği kadar var. o yüzden demek isterim ki;
sevgili patroncuğum, nasılsın iyi misin? seni çok seviyorum. yazdıklarımın seninle hiç bir alakası yok. ha olsa nolcak lan senden mi korkucam. kızdırma beni. neyse sçs, kib, bye!!!
Bu etkilet ile ilgiliyim diyen 2 kişi var.