15 dakkada yapıldığı gercekten cok belli oluyor
fikir güzelmi değilmi tartışılır bakış açısıyla alakalı bence olmamış
çalışmaya devam beki daha iyi şeyler çıkar
Ben bu tabloda hiç bir zaman kasvet, üzüntü görmedim. Pekala annesinin çığlıklarını duymamak için kulağını kapatan vs vs gibi acıklı bir hikayesi olabilir, ama bu ancak fazlaca "tarihçi" bir yaklaşım olabilir. Oysa ben resimde "bunu da mı görecektim" diyen şok olmuş bir yüz görüyorum. Bu yüzden adını isyan çığlığına değil, şaşkınlık bağırışına yoruyorum.
sony kulaklığını bu adamcağızın kafasına takınca, "abi bu nası ses kalitesi, bunu da mı yapmışlar?!" diyen bir çığlık algısı oluşuyor. Ve b u haddinden fazla da eğlenceli duruyor!
şimdi diyeceksiniz ki bu söyleşlerin çok kişisel. evet, çünkü her sanat eserinin anlamı bakanın gözünde..
bakan gözleri yönlendirmek 2 kelam lafla hallolabileceği üzere, bu süper fikir süper bir reklama dönüşebilir. gayet de olabilir..
ekleme:
ilana bir daha baktım da zaten o gerekli iki kelam edilmiş: like no other!
Söylenilen doğrudur; resim depresiftir, resimdeki kişi bazı şeyleri duymamak için kulaklarını tıkıyor olabilir tabii ki ama, zaten kulaklığı da çok zaman dışarıdaki sesleri duymamak için takmaz mıyız?
Yalnızca kendi seçtiğimiz müziklerle kendi dünyamıza kapanmamızı sağlar kulaklık bir bakıma... Duymak istemediğimiz, kaçtığımız şeylere kulaklarımızı tıkarız; onların yerine, daha hoş şeyler dinleyerek tek başımıza mutlu olmaya çalışırız.
Ben bir reklam yazarı değilim, doğrusu bu konulardan da hiç anlamam. Ama yine de bu reklam hakkındaki bazı düşüncelerimi burada kabaca paylaşmak istedim. O yüzden sözcüklere pek takılmadan sadece fikir açısından bakacak olursanız, bu reklamdan aşağıdaki gibi bir mesajın da çıkarılıp çıkarılamayacağı konusunda bir şeyler söyleyebilir misiniz?
"Tablonun yapıldığı yıllarda kulaklarını yalnızca elleri ile tıkayarak 'çığlık'lardan korunmaya çalışan kişi, gelişen teknoloji ile günümüzde Sony kulaklığını takıp bu çığlıklardan (ya da genel olarak istenmeyen seslerden) korunabilmektedir. Bu kulaklık, sizi bu seslerden kurtarmasının yanında, özgürce seçtiğiniz müziğinizi -yalnız bile olsanız- keyifle dinlemenize imkan verir. Bakın bu ünlü tablodaki kişi bile bunu kullanmaya başladı! Depresif olmamak sizin elinizde..." vs vs...
Atılay Bey'e bende katılıyorum.Norveçli ressam Edvard Munch tarafından yapılan bu tablonun verdiği mesaj ile tasarımında kullanılan ürün pek birbiriyle bağdaşmıyor.Daha doğrusu ürüne gölge düşürüyor.
Munch'ın eserinde ne anlatılmak istenileni bilmeyen birisine göre yapılan bu tasarım iyi bir fikir olarak algılanabilir
Son olarak mustafa arkadaşıma da buradan sevgilerimi gönderiyorum.Yine de ben yaptım forumlarında sergilenen çalışmalara göre göze batan bir çalışma olmuş.
Not: Fikir bana da yabancı gelmedi.Geçmiş bir zaman dilimi içerisinde kullanılmış olabilir.Ama yine de emin olmadığımı belirtmek isterim
aslı arı arkadaşıma katılıyorum ben de sanki bi yerlerde gördüm bu çalışmayı.. eskiden yaptın galiba
atılay abi sana da sonuna kadaaar katılıyorum çünkü Edward Munch ın hayatı bi dramdır bence.. küçük yaşta hasta annesinin çığlıklarını, sonrada hasta ablasının çığlıklarını o kadar duymuşki, artık duymak istemez ve kulaklarını kapatıp kendi bağırır bu tabloda.. tabii bunu sokaktan geçen insan belki anlamaz ama resimin renkleriyle felan verdiği o depresif havayı herkez anlar.. diğer yandan atılay abinin dediği az zamanda iş yapma eleştirisinden bende nasibime düşeni aldım doğrusu)))
fikir güzelmi değilmi tartışılır bakış açısıyla alakalı bence olmamış
çalışmaya devam beki daha iyi şeyler çıkar
cok iyi
sony kulaklığını bu adamcağızın kafasına takınca, "abi bu nası ses kalitesi, bunu da mı yapmışlar?!" diyen bir çığlık algısı oluşuyor. Ve b u haddinden fazla da eğlenceli duruyor!
şimdi diyeceksiniz ki bu söyleşlerin çok kişisel. evet, çünkü her sanat eserinin anlamı bakanın gözünde..
bakan gözleri yönlendirmek 2 kelam lafla hallolabileceği üzere, bu süper fikir süper bir reklama dönüşebilir. gayet de olabilir..
ekleme:
ilana bir daha baktım da zaten o gerekli iki kelam edilmiş: like no other!
[/quote]
e Atılay abi =)
Bu bir reklam değildir. "10-15 dk'da yapılan eğlencelik bir iştir."[/quote]
hehe güzel bir iş çıkmış eğlenirken bende sonere katılmaktayım bir gönder sonuçlarını burdan takip edelim olmazmı Mustafa =)
ellerine sağlık
Bu bir reklam değildir. "10-15 dk'da yapılan eğlencelik bir iştir."
Yalnızca kendi seçtiğimiz müziklerle kendi dünyamıza kapanmamızı sağlar kulaklık bir bakıma... Duymak istemediğimiz, kaçtığımız şeylere kulaklarımızı tıkarız; onların yerine, daha hoş şeyler dinleyerek tek başımıza mutlu olmaya çalışırız.
Ben bir reklam yazarı değilim, doğrusu bu konulardan da hiç anlamam. Ama yine de bu reklam hakkındaki bazı düşüncelerimi burada kabaca paylaşmak istedim. O yüzden sözcüklere pek takılmadan sadece fikir açısından bakacak olursanız, bu reklamdan aşağıdaki gibi bir mesajın da çıkarılıp çıkarılamayacağı konusunda bir şeyler söyleyebilir misiniz?
"Tablonun yapıldığı yıllarda kulaklarını yalnızca elleri ile tıkayarak 'çığlık'lardan korunmaya çalışan kişi, gelişen teknoloji ile günümüzde Sony kulaklığını takıp bu çığlıklardan (ya da genel olarak istenmeyen seslerden) korunabilmektedir. Bu kulaklık, sizi bu seslerden kurtarmasının yanında, özgürce seçtiğiniz müziğinizi -yalnız bile olsanız- keyifle dinlemenize imkan verir. Bakın bu ünlü tablodaki kişi bile bunu kullanmaya başladı!
Munch'ın eserinde ne anlatılmak istenileni bilmeyen birisine göre yapılan bu tasarım iyi bir fikir olarak algılanabilir
Son olarak mustafa arkadaşıma da buradan sevgilerimi gönderiyorum.Yine de ben yaptım forumlarında sergilenen çalışmalara göre göze batan bir çalışma olmuş.
Not: Fikir bana da yabancı gelmedi.Geçmiş bir zaman dilimi içerisinde kullanılmış olabilir.Ama yine de emin olmadığımı belirtmek isterim
Sevgiler, saygılar...
atılay abi sana da sonuna kadaaar katılıyorum çünkü Edward Munch ın hayatı bi dramdır bence.. küçük yaşta hasta annesinin çığlıklarını, sonrada hasta ablasının çığlıklarını o kadar duymuşki, artık duymak istemez ve kulaklarını kapatıp kendi bağırır bu tabloda.. tabii bunu sokaktan geçen insan belki anlamaz ama resimin renkleriyle felan verdiği o depresif havayı herkez anlar.. diğer yandan atılay abinin dediği az zamanda iş yapma eleştirisinden bende nasibime düşeni aldım doğrusu
(!)'den anlamak lazımdı